Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, Ramazan ayı boyunca 13 ilde Zafer Partisi İl Teşkilatlarının düzenlediği iftarlarda binlerce vatandaşla buluştuklarını kaydetti.
Karamahmutoğlu, "Şunu aktarmak isteriz ki: yalnızca Ramazan'da değil, ne acıdır ki yılın 12 ayı boyunca neredeyse oruç tutmaya zorlanan, yoksullaştırılan, fakir bırakılan Türk halkının karşı karşıya kaldığı adaletsizliğe ve kul hakkı yenmesine isyanını dile getirdiler bu toplantılarda, iftarlarda, yemeklerde. Hem Zafer Partisi tarafından hem buluştuğumuz vatandaşlar tarafından. Gezileri sırasında halk tarafından sevgiyle karşılanan Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ, bayramdan sonra da bu temposunu devam ettirecek ve farklı il ziyaretlerinde bulunacak. Bu planlanan geziler arasında özellikle illerdeki dostların haberdar olması için paylaşmak istiyorum. Adana ili, Denizli ili, Bursa ili, Erzurum ve Elazığ illeri bulunmaktadır. Buraları gidip ziyaret edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in, İran'a karşı bir askeri saldırı başlattığını belirten Karamahmutoğlu, "Başlatılan bu askeri saldırının 24. günündeyiz. Bu saldırı sürerken bu uluslararası hukuku hiçe sayan, kurulu milletler arası düzeni çökerten, yerle bir eden, haktan ve hukuktan yoksun, militarist zorbalığın topyekûn bir savaşa doğru tırmandığını ne acık ki tüm insanlık izliyor, sadece izliyor." dedi.
İran'a karşı yürütülen savaşın birçok yönüyle şüphesiz Türkiye'yi de etkilediğini aktaran Karamahmutoğlu, hem askeri bakımdan hem siyasal hem ekonomik ve hem de sosyolojik olarak Türkiye'nin şüphesiz bundan etkilendiğini belirtti. Zafer Partili Karamahmutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"O halde hiçbir şey yokmuş gibi davranamayız. Ne halk olarak ne hükümet olarak ne de devlet olarak hiçbir şey yokmuş gibi davranamayız. Artık neredeyse 1. ayını dolduran bu savaşa ilişkin Türk hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelip savaş hakkında bilgi vermeli. Savaşın her boyutuyla ve bütün olasılıklarıyla ele alındığı bir oturum yapmalıdır hükümet. Meclis’in Ramazan rehaveti bayram tatiliyle ertelemiş olduğu, fakat bir an önce yapması gereken faaliyet, çalışma budur. Zafer Partisi olarak mecliste temsil edilen siyasi partilerimizden gün geçirmeksizin böyle bir çalışmanın yapılmasını talep ediyoruz. Başta hükümet olmak üzere."
Parti Sözcüsü Karamahmutoğlu, ayrıca şunları aktardı:
"1,5 yıldır ikinci açılım süreci başlığı altında ülkemizi meşgul eden konu, bu 24. gününe girmiş olduğumuz ABD-İsrail'in militarist zorbalığıyla başlamış olan savaş sebebiyle, bir diğeri de Ramazan ayı ve bayramı sebebiyle dinlendirilmeye alınmış bulunan ikinci çözüm ihanet sürecine ilişkin olacaktır. Evet, 1,5 yıldır Türkiye bir koridora sokulmuş vaziyettedir. Her görüşmeden, her seviyeden sonra ne yazık ki Türk Ulus Devleti, üniter Türk Ulus Devleti, laik üniter Türk Ulus Devleti her defasında mevzi kaybediyor ve müzakere pazarlık masasından her defasında mesafe katetmiş olarak kalkmakta olan ne yazık ki etnik ayrılıkçı, şovenist PKK terör örgütü oluyor. Öcalan'a baş müzakereci statüsünün verilmesini talep eden Devlet Bahçeli ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları'nın açıklamaları vardı. Bu açıklamalar sonrasında iki partinin temsilcilerinden bayramlaşma için bir araya gelen DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı ile Milliyeti Hareket Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Sadri Durmaz bu görüşme sırasında Öcalan'ın baş müzakereci olması gerektiğiyle ilgili Genel Başkanların yapmış oldukları açıklamalara destek verdiler. Bir kez daha teyit edildi kurumsal olarak. Yani herhangi bir genel başkanın ağzından sehven, kazara, istenmeden çıkmış olan laflar değil bunlar. Bu bir takım etnik gruplara, büyük coğrafyalara ayıran, ‘Türk milleti’ yerine ‘Türkiye milleti’ diyen, sonrasında ‘sehven oldu’ diye düzeltilmeye çalışılan bir laf değilmiş demek ki. Öcalan'ın baş müzakereci yapılması. Sonra yayın kuruluşlarına bunun böyle olduğu şeklinde gelen tepkileri bastırmak için düzeltme yoluna gidiyorlar.
Cumhur İttifakı ortağı Devlet Bahçeli, bayram sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Öcalan'ın istediği düzenlemeler yapmasını Türkiye'nin güçlenmesi ve huzura kavuşması için gerekli görüyor. Evet, Türkiye'nin huzura kavuşması ve güçlenebilmesinin yolu bir narko terör örgütünün başı olan bebek katili bir teröristin iradesinden yahut onun payelendirilmesinden geçiyormuş. Evet, böylece Türkiye'nin güçlenmesini bir terör örgütü ele başına bağlamış Sayın Bahçeli. Bunu ibretle ve hayretle görmüş olduk. Zafer Partisi olarak ilan edildiği günden bugüne, yani son 1,5 yıldır, Türkiye'yi parçalanmaya sürükleyecek, Türk milletini ayrıştıracak, emperyalizmin ve siyonizmin büyük Orta Doğu'yu İsrail'in egemenliğine sokacak hamlelerinin bir parçası olarak gördüğümüz, Türkiye ayağı olarak gördüğümüz ikinci açılım sürecine karşı Zafer Partisi en sert şekilde ve kararlılıkla mücadele etmiştir. Bu karşı çıkışımız sebebiyle Sayın Genel Başkanımız Ümit Özdağ 5 ay süreyle Silivri mahpushanesinde zindanda tutulmuş, eziyet görmüştür. Bütün baskılara rağmen Türkiye'nin milli birliğini ve vatanının bütünlüğünü kararlılıkla savunma konusundaki azimli duruşumuzdan zindanlara rağmen vazgeçmedik. Bundan sonraki tehditleri de göze alacak ve vazgeçmeyeceğiz. Zafer Partisi olarak henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulunmuyoruz. Genç bir parti olarak şimdilik Meclis’te değiliz. Ancak Zafer Partisi olarak düzenleyeceğimiz panellerle, toplantılarla, açık hava mitingleriyle, konferanslarla bütün Türkiye'yi parlamento haline getireceğiz."
"Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ve Cumhur İttifakı'nın henüz adını tam olarak koyamadığı Cumhurbaşkanlığı hükümet modeline geçtiğimiz günden bu yana AKP, her geçen gün kötüleşen ekonomi yönetiminin ve fakirden alarak zengine transfer etme politikalarının sonucu olarak Türkiye ekonomisine çok ağır bir buhran yaşatmaktadır." ifadelerini kullanan Karamahmutoğlu, yüzde 10’luk mutlu bir azınlığın servetine servet katarken toplumun geride kalan yüzde 90’ının hızla daha da fakirleşmeye, yoksullaşmaya, yoksunlaşmaya devam ettiğini bildirdi.
Ortada neredeyse bir orta direğin kalmadığını, kaybolduğunu belirten Karamahmutoğlu, "Bu 22 yıllık çeyrek asra yaklaşan 25. yılını yasal ömrünün sonunda tamamlayacak olan AKP hükümetinin ekonomik politikalarının bir sonucudur. Cumhur İttifakı hükümetinin başı olan AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, başarısız ekonomi yönetimini, Türk halkının yoksullaşmasını, fakirleşmesini, enflasyonun kontrol dışına çıkmasını, şimdi de ABD ve İsrail’in İran’a karşı yapmış olduğu haksız ve hukuksuz saldırının ortaya çıkardığı enerji krizinin arkasına saklamaya çalışıyor. Hiç şüphesiz ABD-İsrail-İran savaşının akaryakıt fiyatlarını yükseltmiş olması, bütün dünyada ekonomik sıkıntılara neden olmuş olması bir gerçekliktir. Ancak ülkemizde yaşanan ağır ekonomik kriz sadece komşudaki savaş ile izah edilebilecek bir buhran değildir." diye konuştu.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 fethiyeses.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.